Home

Welcome to my blog! See the archive page for all posts, and subscribe to the feed.

Türkiye'de Bilgisayarın 50 Yılı

Çocukluğum bilgisayar ve internetin aynı cümle içinde kullanılmaya başlandığı 90'lı yıllara denk geldiğinden benim için bilgisayarın Türkiye'ye geliş tarihi hep 90'ların başı olarak kalmıştır. BYK'dan National Geographic Türkiye'nin Mart sayısında Türkiye'de Bilgisayarın 50 Yılı başlıklı bir yazı olduğunu öğrendiğimde merak edip aldım. Türkiye'de yaşayan insanların düşüncelerinin geride kalan 50 yılda aslında hiç değişmediğini ve Türkiye'deki internet ile tanışıp bu sayede para kazanan ilk nesillerden biri olarak nereden nereye geldiğimizi görmeme yardımcı olduğu için Akdoğan Özkan'a teşekkürler.

Karayolları Genel Müdürlüğü ABD'den elektronik beyin almış. Bu beyin bilmem kaç memurun, bilmem kaç ayda yaptığını, birkaç dakikada yapıyormuş... Yanlız insanın içine bir şüphe düşüyor; biz Allah'ın verdiği beyni kullanamazken ABD'nin verdiğini nasıl kullanacağız bakalım. – Çetin Altan, 5 Şubat 1961

Türkiye'nin ilk bilgisayarı olan IBM 650 Model I, 1960 yılının Eylül ayında ülkemize gelmiş ve o zamanki adıyla Karayolları Umum Müdürlüğü'ne kurulmuş. Hatta sadece Türkiye'nin değil Balkanlar ve Ortadoğu'nun da ilk bilgisayarıymış. Bilgisayarın satın alınmasının sebebi ise, o zamanlar insan gücüyle 3 ay süren yol hesaplamalarını hızlandırmakmış ve bilgisayar ilk kez 63 km uzunluğundaki Polatlı-Sivrihisar yolunun yapımında kullanılmış. IBM 650 ile bu hesaplamaların süresi 1 saate kadar düşmüş.

Tabii işleri bir anda bu kadar hızlandırıp, zaman kazandıran bir makine ortaya çıkınca insanlar homurdanmaya başlamış:

Hangi işe el attıysak bir direniş oldu. Yol mühendisliği hesaplarında olsun, birtakım istatistiksel çalışmalarda olsun, muhasebe işlerinde olsun hep bir tedirginlik yaşandı. İnsanlar işlerinin ellerinden gideceği endişesine kapılmışlardı. Ya işlerine son verileceğini ya da tayin edileceklerini zannettiler.

Bana en ilginç, komik ama bir o kadar da üzücü gelen anı ise, Karayolları Umum Müdürlüğünün o zamanki bilgisayarcılarından Kaya Kılan'a ait:

1962 yılında bir gün Karayolları'na elektronik beyni görmek üzere 80 yaşlarında bir adam geldi. "Evladım buraya ABD'den bir beyin gelmiş, merak ettim, görmeye geldim" dedi. Adamı aldık, 650'nin yanına götürüp sistemin özelliklerini izah ettik. Fakat bu bilgilere ve gördüklerine itibar etmeyip, "tamam ben şimdi beyni göreyim" diye ısrar ediyor. Baktım ısrarı geçecek gibi değil, teknisyenlere rica edip sistemin içinde devre yapısını temsil eden, lambalardan oluşan işlem biriminin kapağını açtırdım. Ve "işte işlemlerin yapıldığı beyin burası" dedim. Bir bana, bir de merkezi işlem birimine baktı ve, "bu beyin filan değil, beni kandırıyorsunuz" dedi. Sabırlı davrandım: "Amca bakın işlemlerin yapıldığı beyin kısmını sordunuz, işte burası orası" dedim. İkna olmaya niyetli olmayan adam sonunda verdi bize hükmünü: "Tabii Amerikalılar izin vermiyor beyni göstermenize, di mi?" Arkasını, ön kapağını açtıysak da, "demek göstermemeye kararlısınız" diyen yaşlı adam beyni gördüğüne ikna olamadan ayrıldı binadan.

Bu arada, Akdoğan Özkan'ın Anı ve Fotoğraflarla Bilişim Tarihimiz adlı kitabının genişletilmiş baskısı bu yıl içerisinde yayımlanacakmış.

About me

I'm an open source software developer and Python Core Developer from Istanbul, Turkey.

Follow me on Twitter and fork me on GitHub!